Özellikle son 2 yıldır sık sık gerek sosyal medyada gerek bloggerların yazılarında karşımıza çıkan ikili: Salda Gölü ve Lavanta Kokulu Köy

Biz de hem bir haftasonumuzu değerlendirelim hem gezelim görelim aracıyla günübirlik bir turla gitmeye karar verdik.
Zaman kısıtlaması olmaması açısından bir gece öncesinden saat 1:00 gibi Konya dan yola çıkıp sabah 7.30 sularında Burdur’un Yeşilova ilçesinde kahvaltı için durduk. Kıymalı tostu meşhurmuş buranın öyle dediler. Biz de kahvaltımızı kıymalı tost yiyerek yapıp Salda Gölüne doğru yola çıktık.

Salda Gölü
Nerededir hangi özelliklere sahip nasıl bir yapısı var gibi kısımları geçiyorum. Zaten Salda Gölü yazdığınız anda kolaylıkla cevabını bulabileceğiniz sorular.
En başta söylemek istediğim daha ilk gördüğünüz anda insanı kendine hayran bırakan bir rengi ve berraklığı var. Oldukça uzun bir sahil şeridi var. Bazı kısımlar halk plajı gibi kullanılıyor, bazı yerler kamp alanları için ayrılmış. Çadır kurabileceğiniz çokça yer var. Biz daha sakin olan ve sürekli fotoğraflarda gördüğümüz Maldivler’e benzetilen yere gittik. Gerçekten de fotoğraflar için harika kompozisyonlar oluşturulabilir.

Peki ne yapılır burda derseniz, rehberin anlattığı ve okuduğumuza göre dibi bataklık gibi olduğu için bir anda derinleşebiliyormuş.  Bu yüzden yüzmenin tehlikeli olabileceğini söylediler. Tabi yüzenlerde vardı ama çok açılmamak şartıyla girilebilir. Biz daha çok Türk filmi sahnelerinde görmeye alışık olduğumuz ayakkabılarımızı çıkarıp sahil şeridinde yürümeyi tercih ettik. Biraz da fotoğraf çekindikten sonra oturup manzaranın tadını çıkardık.
İşte yapılabilecekler bu kadar ama dinlenmeye huzur bulmaya yeter mi derseniz fazlasıyla…

Daha sonra tur görevlisi sürpriz bir program olduğunu söyledi ve Lisinia projesi alanına gittik.

Lisinia Projesi

Daha önce görmediğim, duymadığım ve gidene kadar bilmediğim bir proje. Hiçbir tur programında da görmemiştim. Bizim gittiğimiz turda o hafta erken yola çıktığımız için sürpriz bir şekilde gerçekleşti.
Bu projenin temelleri Burdur’un Yeşilova ilçesinde yaşayan veteriner hekim Öztürk Sarıca tarafından atılmış. Öztürk Sarıca aile üyelerinden dedesini ve babasını kanserden kaybetmiş ve annesinin de kansere yakalandığını öğrenince kansersiz bir gelecek projesinin de içinde bulunduğu Lisinia Doğa Okulu Projesini ortaya koyuyor.

Aslında tek bir proje değil. Bünyesinde kansersiz gelecek, yabani hayat, yaşamak için yaşat gibi birçok alt projenin bir arada yürütüldüğü bir doğa okulu. Gittiğinizde sizi gönüller karşılıyor ve bir sunum eşliğinde öncelikle projelerini neler yaptıklarını anlatıyorlar. Sonra siz bu okulu keşfediyorsunuz. Daha az su isteyen aromatik bitkiler yetiştirerek hem Burdur gölünün suyunun çekilmesini önlüyorlar hem de ürettikleri bitkilerle doğal ürünler meydana getirerek kansere savaş açılmış.

Aynı şekilde yine gölün suyunu bilinçsiz şekilde kullanılmaması açısından damlama yöntemi kullanıyorlar. Özellikle dikkatimi çeken kısmı ise kendisi de veteriner olan Öztürk Sarıca doğada yara hayvanların neslini korumak amacıyla proje bünyesinde yer alan rehabilite merkezinde hayvanları tedavi edip tekrar doğayla buluşturuyorlar. Yani insana ilham olabilecek ve her yönden destek görmesi gereken bu projeyi Burdur’a düştüğünde mutlaka yerinde görmenizi tavsiye ederim.

Son olarak Konya’ya doğru yola çıkıyoruz. Eğirdir gölünde mola verdik fakat öyle bir rüzgar vardı ki gölün güzelliğine tam doyamadık.
Tüm haftasonlarımızın böyle dolu dolu geçmesi dileğiyle şimdilik hoşçakalın 👋🏻