Mükemmeliyetçilik; her şeyin en iyisini, en güzelini.. ‘en’lerini yapmak.

Peki gerçekten mümkün mü ‘en’ olmak? Hayır!

Çünkü mutlaka ama mutlaka sizden daha iyi olan, başka yerlerde daha güzelini yapan, yüzde yüze yakın yapsanız da küçücük bir şeyi dahi eleştiren kişiler olacaktır. Bu yüzden mükemmel olmak pekte mümkün değil.

Evet kabul edelim mükemmellik kelimesi kulağa çok hoş geliyor.

Peki altında yatan duygular, nedenler?

Aslında birçok şeyin olduğu gibi bu düşüncenin temeli de çocuklukta atılır. İlk bir hata yaptığınızda nasıl böyle bir hata yaparsın sorusu, ben hata yapamam inancını yerleştirir.

Sonra bir yarışmada bir derece alsan bile birinci kim oldu sorusu demek ki birinci olmam gerekiyor inancı yerleştirir.

Okula giderken 90 aldım denildiğinde neden 100 değil yada senden yüksek alan var mı sorusu yöneltilir ve artık başarılara sevinemez hale gelirsin. Ya da çevredekilerden hep bir adım önde olma isteği hep en iyi yapma düşüncesi aklımızın bir köşesine yerleşir.

Sonrası malum. Son dönemlerde öğrencilerimden de çok rastladığım mutlaka sizin de etrafınızda olan kişiler gibi 95 aldığı için ağlayan, yarışmada ikinci olduğu için öfkelenenler.


Tabi sadece notlarla yada okul dönemi ile sınırlı kalmıyor bu durum. mesleğe başladığında işinde en iyi olmaya çalışanlar, görevini en iyi şekilde yapmak için günlerce ayrıntıda boğuşanlar. ev hanımları için en güzel ikramlıkları hazırlamalar gibi sorunlara dönüşür.

Peki nasıl oluyor da bu mükemmel olma isteği soruna dönüşüyor derseniz de şöyle özetleyebiliriz.

Öncelikle kişi günlerce plan yapıyor, şöyle yaparsam daha iyi olur bu şekilde çalışırsam daha güzel olur gibi ve içten içe stres olmaya, kaygılanmaya, üzerinde bakı hissetmeye başlıyor.

Sonrasında hayalindeki mükemmelliği yakalayamayacağım korkusu ile işlerini – yapacaklarını erteliyor ya da yapmak zorunda değilse tamamen bırakıyor.

Sonuç; en iyi olayım derken hata yapmamak için hiç oluyor.

Haliyle yeni bir şey deneyimleyemiyor veya potansiyelini ortaya çıkaramıyor. Yaptığı, başladığı bütün işler büyük bir sancıya dönüşüyor.

Peki ne yapmalı?

Eğer evebeyinsek çocuklarımıza hata yapma fırsatı verelim. Verdiği çabayı isteği taktir edelim. En iyi olmasa bile kazandığı o başarıdaki mutluluğu paylaşalım. Böylelikle ileri yaşantılarında kendilerini mükemmeli orataya koymak zorunda hissetmesinler.

Kendimize gelince başaracağımız en kolay işleri sıralayıp, yapmaya başlayalım. Planlamadan şöyle mi olur, ya kötü olursa diye düşünmeden hele bir başla, duruma göre düzenleriz diyerek harekete geçelim.

Kendimize hata yapma fırsatı verelim. Tıpkı kaplumbağanın ilerleyemediği gibi bizim de risk almadan kendimize hata yapma fırsatını vermeden ilerleyemeyeceğimizi unutmayalım.

Son olarak bir işe başlarken tereddüt edip ya olmazsa korkusu yaşadığımda aklıma getirdiğim bir sözü buraya bırakıyorum.

“Başlaman için mükemmel olman gerekmiyor, fakat mükemmel olman için başlaman gerekiyor”