” …çünkü dünya kötü bir durumda ve her birimiz elinden geleni yapmadığı sürece her şey daha da kötüye gidecek!”

Logoterapi yönteminin kurucusu olan Victor E. Frankl bu kitabında kendi kurduğu terapi yöntemini anlatmaktadır. Ancak öncesinde toplama kamplarında neler yaşadığını, kamptaki o acıya, işkencelere nasıl dayandığını anlatmaktadır. Bu da bizim logoterapiyi daha iyi anlamlandırmamıza katkı sağlamaktadır.

Kitap 3 bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde yazar toplama kamplarında yaşadıklarından oluşan anılarını etkileyici bir dille bize anlatmaktadır. 2. bölümde terapi yönteminin özelliklerini anılarından yola çıkarak özetlemektedir. ‘Trajik Bir İyimserlik Tartışması’ isimli son bölümde ise insanın yaşamın olumsuz yanlarını olumlu ya da yapıcı şeylere dönüştürme yetisine sahip olduğunu yani insanın iyimser olduğu ve böyle kaldığını savunur. ‘Her şeye karşı yaşama evet demek’ deyişiyle bu durumu açıklar.

İtiraf etmeliyim kitabı ilk 2013 yılında üniversite 2. sınıfta okumaya başlamıştım. İlk bölüm yazarın anılarını anlattığı için ilgi çekici olup okusam da fazla felsefi-varoluşsal sorunlar barındırdığı için ağır gelmiş ve devam edememiştim. (O zamana kadar ilk yarım bıraktığım kitap diyebilirim)  sonrasında ise uzun yıllar önyargılı yaklaşıp okumaktan kaçınmıştım. Ta ki son dönemlerde hayatımın anlamını sorgulamaya daha çok kafayı takmış ve sürekli düşünmeye başlayınca kitabın faydasının olacağını düşünüp yeniden okumaya başladım. Ve evet her kitabın okunmayı bekleyen doğru bir zamanı olduğuna yeniden kanaat getirdim. Birçok sorularıma cevap verdim, sorgulamaya başladığımda kendime nasıl yanıt vereceğimi buldum. Mesleki olarak baktığımda ise umudunu yitiren öğrencilerime nasıl el uzatacağımın farkına bir kez daha vardım. Daha fazla uzatmadan kitapta altını çizdiğim birkaç yeri sizinle paylaşarak bu yazımı da burada noktalıyorum. (Kitabın özellikle 2. bölümü ders kitabı gibi terapi yöntemini açıklamasından dolayı neredeyse tamamı çizili, fakat buraya özellikle okumanızı istediğim alıntıları ekliyor ve hoşçakalın diyorum 🙂 )

” Gerçek: İnsanın özleyebileceği nihai ve en yüksek hedef, sevgidir. Dünyada hiçbir şeyi kalmayan bir insanın, kısa bir an için de olsa, sevdiği insana ilişkin düşüncelerle ne kadar mutlu olabileceğini anladım..”

” Bir benzetme yapacak olursak, bir insanın acı çekmesi, boş bir odadaki gazın davranışına benzer.  Boş bir odaya belli bir miktarda gaz verildiği zaman, oda ne kadar büyük olursa olsun, gaz odanın tamamına yayılır. Ne kadar küçük ya da büyük olursa olsun, acı da insanın ruhuna ve bilincine tamamen yayılır. Dolayısıyla insanın çektiği acının ‘büyüklüğü’ kesinlikle görecelidir.”

“Yaşamak için bir nedeni olan kişi, hemen her nasıl’a katlanabilir (Nietzsche)”

“Yaşamdan ne beklediğimizin gerçekten önemli olmadığını, asıl önemli olan şeyin yaşamın bizden ne beklediği olduğunu öğrenmemiz ve dahası umutsuz insanlara öğretmemiz gerekiyordu.”

“Bütün bunlardan, bu dünyada iki insan ırkı olduğunu, ama sadece iki ırk olduğunu -soylu insan ırkı ve soysuz insan ırkı- öğrenebiliriz. Her ikisi de her yerde bulunur, toplumun her kesimine sızar. Hiçbir grup sadece soylu ya da sadece soysuz insanlardan oluşmaz. Bu anlamda hiçbir grup -arı ırk- değildir… ”

(Dipnot: Kitabı sakin zamanlarınızda elinizde kaleminizle odaklanarak, altını çizerek okumanızı öneririm. Aksi takdirde özümsenmesi biraz zor olabilir)