İçerisinde insanlara iletilmesi gereken bir çok mesajın yer aldığı kitap; AEDEN.

Anlatılanlar gerçek mi? Gerçekte böyle bir gezegen var mı? Böyle bir tür olabilir mi, nasıl bir gezegen burası….? gibi sorular sorduğunuz, yazarın “masalla gerçeği ayırt edebilecek okurlara” şeklinde ithaf ettiği bir kitap “AEDEN”. Aynı zamanda gerçeğin masalı olduğunu belirten yazar, okurken de hayal dünyanızı zorlayacak bir kitap.

Daha önce Azra KOHEN’in herhangi bir kitabını okumadığım için nasıl bir dille karşılaşacağımı bilmiyordum ve nitekim de ilk 100 sayfa çokça sorguladığım, bunaldığım, bıraksam mı diye düşündüğüm bir kitap oldu. Eğer çok güvendiğim iki arkadaşım mutlaka okumalısın diye tavsiye etmeseydi çoktan bırakmış olurdum. Fakat sayfalar ilerledikçe iyi ki bırakmamışım dedim.

Peki bu kitap bizlere ne sunuyor?

Telepati yoluyla anlaşılan, bütün tüketilenleri üretmek için çalışan, birçok farklı türün bir arada yaşadığı, iki insan türünün dünyaya gelmesini ve dünya gezegeninde yaşanılanları anlatmaktadır. Bizleri ‘insansı’ olarak adlandırması, dünyada ters giden, gezegende dünyaya aykırı durumlarla savaş açmasını anlatmaktadır ve yazarın anlattıkları ile ilgili dipnotta kaynak göstermektedir.

Okurken farkındalığımızın arttığı, gerçekte bize çok basit, normal gibi görünen şeylerin aslında ne kadar tehlikeli ve zararlı olduğunu düşündürdüğü, hiçbir bilgi öğrenilmese, farkındalığımı arttırmasa bile kurgusu, anlatımı, içinde barındırdığı mesajları ile sizi derinden etkileyecek bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Yeter ki ilk 100-150 sayfasını sabırla okuyup bırakmadan devam edin. Ne demek istediğimi daha net anlayacaksınız


Son olarak alıntıladığım birkaç noktayı da sizinle paylaşmak istiyorum.

“Hayat kaçmaya çalışanlar için ağırdı. Durup yüzleşmek, kendin olmak için çaba göstermek, gerekirse yeniden doğmak için yaşarken ölmek şarttı” ( sf:72 )

“… içinde korkuya yuva olan her şey onu, keşfetmesi gereken muhteşem bir deneyimden uzak tutabilirdi. Korkuların üzerine gitmek tek çareydi! Ve kendi kendine söz verdi : Bir daha korku hissettiğinde asla saklanmayacak, tam tersi hemen deneyime geçecekti! Çünkü sonu ne olursa olsun böyle bir keşfin olasılığı her türlü riske değerdi. Korkularla yaşanan anlar ancak saygısızca yağmalanmış bir hayata ait olabilirdi” ( sf:89 )

“Hayatı başkasından dinlemek yerine herkes kendisi keşfetmeliydi…” ( sf:606 )

“…koşup kaçmayı istedi ama nereye ve kimden? İnsan kendi eksikliklerinden, komplekslerinden kaçabilir miydi? Numi bilmiyordu ama tek çare durup mücadele etmekti. Eksiklikleriyle, kompleksleriyle, mücadele edenlerin kaçmak yerine kendini geliştirenlerin gerçekliğiydi yaşam.” (sf:608)

 

Ayrıca harika bir bilim kurgu / animasyon filmi olabileceğini de söylemeden geçmeyim.